|
KITABI YAZMAKTAKI GAYEMIZ
Rahman Ve Rahim Olan Allah (C.C)'in Adiyla...
Türkiye'de açikca konusulmasi, tartismasi yapilamayan olaylardan bir taneside 12 Eylüldür.
Ülkücü hareket için bugünün, bu olayin ayri bir anlamu vardir.
Istedi ki, bizler açisindan 12 Eylülü, Eylül sonrasini en anlamli sekilde ifade eden Sorgu-Yargi-Cezaevi gerçegini ve bunlari olusturan, hazirlayan Eylül öncesini tartisalim, konusalim... Ve Bursa Yusufiyesinde bulunan arkadaslarimizla oturduk, konustuk. Bütün açiklanan ve açiklanmayan, muallakta kalan meseleler hakkindaki düsüncelerimizi ortaya koyduk... Evet, belki bu kitabin içerisindeki yazilanlardan, açiklamalardan bazi insanlar rahatsiz olacaklar, hatta olumlu-olumsuz beyanlarda bulunacaklar. Kim bilir, belkide yetkilerini kullanarak C-5'lerde oldugu gibi rüstlerini isbata kalkisacaklar...
Kitabta neler anlatilmak istendi?... Gerçekler, evet olaylari bizzat yasayan insanimizin ifadelerinden olusan gerçekler... Mesela; 12 Eylül adaletini anlatirmisiniz, düzen tarafindan sizin ve kardeslerimizin cezaevlerine getirilisimizdeki esas amaç neydi, ne yapilmak isteniyordu? diye sorduk, 12 Eylül adaleti ve bizlerin cezaevlerine getirilisimizdeki esas sebep...... diye cevaplar verildi.....
Yine, sorgulamamiz sirasinda basinizdan geçenleri genis olarak anlatirmisiniz, sorgulamamanin yapildigi yerde ne tür iskence metodlari uygulaniyordu? diye sorduk... Ve ilk ilk önce gözlerimi bagladilar. Sonra.........diye cevap verildi..... Ve C-5, Tabutluk, Hücre, Kafes, Tecrit'i sorduk.... Yine, "Gelecege ait düsüncenizi ögrenebilirmiyiz" diye sorduk... Bunun gibi birçok soru yöneltip, birbirinden, ilginç, ilginç oldugu kadar, kelimesi kelimesine, her satiri dogru olan cevaplar aldik.
Bizler, 12 Eylülü "Sorgu-Cevap-Cezaevi" müesseseleriyle gözler önüne sermeye çalistigimiz gibi bu meselelerin olusturdugu neticeler sonucu, Ülkücü-aile, Ülkücü-Cemiyet münasebetlerinide orataya koymaya gayret serfettik. Bunun içinde, 12 Eylül de, Sorgu-Yargi-Cezaevi olaylariyla karsi karsiya kalan ülküdaslarimiza bas vurduk ve onlarin baslarindan geçenler ile bu olaylar karsisindaki düsüncelerini ögrenmeye çalistik... Istedik ki, bizi bizler anlatsin, yazsin, gelecege, Hakyol üzerine yürüyen, Islam nizamini hayatinda tatbik ve teblig eden insanimiza, Müslümanlara bir miras birakalim.
Malesef bu sahada ciddi ve kapsamli olarak bir kitap çalismasi yapilmadi. Sorgu-Yargi-Cezaevi safhalarindan bizler geçtik, bizler yasadik. Insanimiz beseri zulmü altinda inim inim inlerken, ancak biz bizle beraber olduk, disimizda, sicak bir savunmaya, Hak ve Hakikati arayan bir sese, bir güce ulasamadik... Ve ülkücülerin maruz birakildigi çile dönemini, safhalarini anlatan ve yüz sene sonra bile tarihi bir belge olarak ele alinacagina inandigimiz bir kitap olusturmak istedik...
Iste, kismende olsa, 12 Eylülü anlatan iki ay olay... "Temmuz 1979... 12 Eylül darbesinden önce T.C'nin Genel Kurmay Baskani (simdi T.C'nin Cumhurbaskani) Kenan Evren'in yakin arkadasi, sonradan Ordu Komutani, Cumhurbaskanligi danismani, emekli Orgeneral Bedrettin Demirel, 1979 senesinde Evren'i "Türkiyenin içerisinde bulundugu anarsi ortamindan uzaklastirmak için zorladigini" ancak "Daha henüz sartlar olusmadi" vs. "bir cevapla karsilastigini anlatiyordu.
Ve "Müdahaleyi hem mesru kilacak, hemde kamuoyundan tam destek alacak bir zamanin beklendigini" söyleyerek, "Ama hata edildi" ifadesini kullaniyordu. 1979-1980 senesinde bini askin insan ölmüs, ülke milyarlarca zarara ugramis, insanlar, ihtilal sabahi radyodaki beyanatlarinda bizzat ve açikca "Ihtilalin tek gayesi, ülkeyi anarsiden kurtarmak, bozulan ekonomik dengeyi tekrar iyi hale getirmek, halki huzurlu bir ortama kavusmaktir" diye anons ediyorlardi... herhalde bütün okuyucularina akillarina en basta "anarsiyi ve bozulan ekonomik yapiyi" düzeltmek isteyenlerin 12 Eylüldeki güçleri, 1979 ve öncesinde yokmuydu, niçin binlerce insanin ölümüne sebebiyet verdirilmisti?... sorusu gelecektir...
Hiç unutmam, Bartin özel Cezaevindeyim. Televizyonda, 12 Eylül öncesi olaylari isleyen programi seyrediyoruz. Bir kiz çocugu, elindeki otomatik silaho göstererek, mallarini, canlarini, namuslarini korumak için, altinlarini sattiklarini, Komünistlerle çatismaya girdiklerini, ölüp, öldürdüklerini anlatiyordu. Ve o insanlari devlet, bizzat televizyonunda gösterip, milyonlarca insana alkislattiriyordu. Bu programi seyrederken, yanimda, topraklarini komünistlere vermemek, namuslarini ve canlarini korumak için komünistlere vermemek, namuslarini ve canlarini korumak için komünistlere çatismaya giren ve bu olaydan dolayi T.C'n,n askeri mahkemesinde 36 yil agir hapis cezasi alan Ordu-Aybasti davasindan arkadaslar vardi.
Programi seyrederken ister istemez aklima, Dogudaki o insanlarla Aybastili kardeslerimi kiyas etmek geldi. Öyle ya, her ikiside can, mal ve namuslari için silaha sarilmislardir, olusturulan devletin güvenlik boslugunu doldurmak istemislerdi. Lakin aralarinda bir fark vardi... Düsünce farkliligi... Yani, Dogudaki, can, mal ve namusularini korumalarinim yaninda, fikirlerinin iktidar olmasi için çalsiyorlardi. Iste, düzen aradaki farki görmüs, ayni sebeplerden dolayi silaha sarilan vatandaslari arasinda ayirim yapmisti. Birisini kahraman ilan ederek, milyonlara alkislatmis, digerini ise, zulüm ve iskence altinda inim inim inleterek, zezaevlerine doldurup, milyonlara kötülüyerek, vatan haini ilan etmistir...
Bu kitabi hazirlamaktaki gayemiz, yeni yetisen nesile 12 Eylülün Sorgu-Yargi-Cezaevi gerçegini bütün yönleriyle aktaran bir miras birakmak ve onlari gelecege hazirlamaktir. Biz düsündük ki, yeni yetisen nesil, karsilasacagi davranis ve olaylar karsisinda koymasi gereken tavri net ve tevelsiz olarak ortaya koysun...
Gayemiz, herseyinden önce, Allah (C.C) rizasini kazanmak insanimiza, Müslümanlara faydali olmak, istikbalde ugranilmasi mümkün gelisme ve olaylara isik tutabilmek, tecrübe kazandirmaktir...
Dur-Selam-Hürmetlerimizle...
Allah (C.C)' a emanet Olun...
Muhammed Bahadir
|