Hosgeldiniz: Kara Eylül
 Başbuğ'dan ....

Başbuğ'dan ....

Anasayfa
Başbuğun Hayati
Kimler Düşmandı
Şehitler Alayı
Şehitler Alayı 1
Gönül Seferberliği
İhtilal Başlıyor
12 Eylül
12 Eylül İtleri
MHP'ye Baskin
13 Nr. Bildiri
Başbuğ .....
12 Eylül Davasi
12 Eylül Savuması
 Selam Darağacı

Selam Daragaci

Mustafa Pehlivanoğlu
Cengiz Baktemur
Ali Bülent Orkan
Fikri Arıkan
Cevdet Karakaş
Ahmet Kerse
Halil Esendağ
Selçuk Duracık
İsmet Şahin
 12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği
Kara Eylül
Eylül'de Vurdular
Mazlumlarin Zaferi
Harbiye ...
Kara Eylül'ün...
Konseyin Emri..
Şehitlerimizin ...
Mamak ...
Başeğmediler
 Ağla Anam....

Ağla Anam....

Evet diyoruz... Suçluyuz, biz, suçluyuz. Dikilmeseydik. Karşı durmasaydık ülkemize yönelen belaların karşısında, izin verseydik düşman oyunlarının oynanmasına, hiç suçumuz olur muydu ?...
 Yaşanan Gün

Yaşanan Gün

Hava soğuk üşüyorum.. Anam daha ziyaretime gelmedi. Giyecek kışlık bir şeyim Yok. “Havalandırma”ya çıkarıldığımız o yirmi dakikalar beni mahvediyor ...
 Şehitler Ölmez

ŞEHİTLER ÖLMEZ

O şehitler ki; gonca iken açtılar, “din ü devlet mülk ü millet” için kanatlanıp ötelere uçtular, vatan için serden geçtiler, şahâdet muştusunu gül şerbeti yudumlar gibi kana kana içtiler ...
 Son Başbuğ

Son Başbuğ

 Bilgi
su an sitede, 8 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Dokuz Işik

YAŞANAN GÜN MAZİ OLUR ... UNUTULUR ..!

-her 12 Eylül’ün hatırasına...-

Hava soğuk üşüyorum...Anam daha ziyaretime gelmedi. Giyecek kışlık bir şeyim Yok. “Havalandırma”ya çıkarıldığımız o yirmi dakikalar beni mahvediyor.

Daha Tecrit’teki hücrelerimizden çıkar çıkmaz, copların haydalaması ile bir koşudur başlıyor. Üstümüzün sema, beş tarafımızın betonla çevrili olduğu bu küçük boşlukta acıların olduğu kadar hasretin de baskısı altındayız. Boz bulanık başını görebildiğim Hüseyin Gazi aynı zamanda umutlarımızı da temsil ediyor.

Copların durmadan inip kalkarak hız verdiği bu canhıraş koşunun muhattapları, az sonra hepsi askeri talim düzenine geçmiş bir eğitim taburu halini alıyorlar. Bir Çavuş’un “rahat, hazır ol, sağa çark...marş..!” komutuyla eğitime başlıyoruz.

Arada bir “çek dizleri, salla koları” narasıyla ateşlenen, “karınlar içeri, göğüsler dışarı, başlar dik...” avazeleri arasında nizami tören adımları ile bir kaç tur atıyoruz. Sonra, “koşma vaziyeti al..! sol, sol, sol, sağ..!” komutlarıyla çevredeki diğer askerler tarafından da deh dehlenen bu tabur, “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız” sözleriyle coşarak, gittikçe artan bir tempo ile koşuyor ve “kıt’a dur..!” komutuyla adeta Muhafız Alayı Merasim Bölüğüne taş çıkartacak bir edayla “rappadan” duruyor.

“Dirsek teması hizaya gel, aç kolları salla bacakları, derin nefes al” komutları ile cimnastik hareketlerine hazırlanılıyor. “bir, iki, üç” veya “bir, iki-bir, iki” sıra sayıları ile şekilleri ifade edilen hareketler yapılıyor. Her komutu “yah!” narası ile başlatan bizler, sonunda “komando” diyerek tamamlıyoruz. “Kolları yana aç, parmaklar bir birine değsin” komutuyla da yeni işkencenin davetkar sofrası açılmış oluyor.

 “Mekik vaziyeti al”, “komando dansına başla”, “şınav vaziyeti al” ara komutlarıyla, ellerinde coplarla havalandırmaya nizamat veren erler, yerlerde sürünen bizlerin arasına sokuluyorlar. Az sonra, her hareketin coplanmak için bir bahane sayıldığı bitimsiz dakikalar başlıyor. Soğuktan rengi kaçmış kalça ve
bacaklar, copun inişi ile mor bir renk alarak üşümenin verdiği titremeyi unutuyorlar. Yerin soğuğu elleri duyarsız hale getiriyor...

Zulüm, Allah’tan gayrı her şeyi unutturuyor.

“Dikkaaaaat, esas duruşa geç!” komutu ise havalandırmaya çıkarılmanın asıl gayesi olan işkencenin maddi cephesinin bittiğini müjdeliyor. “Sağa sola bakmak, konuşmak, izinsiz hareket etmek, sigara içmek, spor yapmak yasak..!” komutu, Çavuş’un beğeneceği gürlükte bir “sağol” ile cevaplandıktan sonra 15x30 metre ölçülerindeki havalandırma sahasında manevi işkence de başlamış olur.

3-5 metre aralıklarla 40 kadar askerin etrafı kuşattığı bu havalandırma sahasında, yaklaşık 30 tutuklu kafalarını ya çeneleri göğüslerine değecek kadar eğmek veya 90 derece yukarı kaldırmak şartıyla bir uçtan bir uca gider gelirler. İzinsiz hareket etmek yasak ya, az sonra “Sigara içebilir miyim veya sigaramın izmaritini çöpe atabilir miyim komutanım?”, “Ceketimi giyebilir miyim komutanım?” canhıraş avazeleri “İç..!, At..!, Giy..!” gibi aşağılayıcı karşılıklar bulmaya başlar.

Bugün aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen hatırlandığında insanın gözpınarlarını dolduran bir fecaet tablosudur bu yaşananlar. İnsanlık şerefine yakışmayan alçaklıkların yapıldığı bir iğrençlikler meydanıdır burası. Evet, burası Ankara, Mamak Askeri Cezaevi’dir...

Recep Küçükizsiz


 12 Eylül Savunması

BAŞBUĞ'UN 12 EYLÜL SAVUNMASI

 Adalet Nerede ?..

ADALET NEREDE ?....

Bizler Vatan Hainliği Yapmadik.kahrolsun Türkiye Demedik. hak Bildiğimiz Yolda Samimiyetle Mücadele Ettik. Hem Vatanimizi Hem De Bütün Dünyayi Komünizm Denilen Büyük Bir Illetten Kurtardik.
 Gelinlik ...

GELİNLİK .....

İzmir Buca Cezaevine getirildim.Yol boyunca tam bir ölüm mahkumu muamelesi görmüş, dünyaya bir veda psikolojisi ile bakmıştım... İçimde bir his "bu güneşi, bu ağaçları, bu dünyayı bir daha göremeyeceksin" diyordu ...
 14 Temmuz 1987

BİR HÜSEYİN GÖMDÜK TOPRAĞA…

O günlerden bir yiğidi anlatacağız. Hüseyin Kurumahmutoğlu adı. Yüreğinde ülkü sevdası İlayi Kelimetullaha adanan bir ömürdür Kurumahmutoğlu. Zindanlarda yeşeren ülkü gülüdür Kurumahmutoğlu.
 Onlar....

ONLAR....

Onlar; Allah’tan başkasına minnet etmediler... Eylül’deki hüznü, çileyi, yalnızlığı ve ihaneti yaşadılar, fakat inançlarını ve ideallerini kat’iyyen inkâr etmediler... Onlar, “Kevser akan, “Gül” kokan” kahramanlardı...
 Hak'ka Yürüdüler

İDAM SEHBALARINDAN HAK'KA YÜRÜDÜLER

Ne mutlu onlara. Allah’ın izniyle onlar şehittir.. Her hareketlerine şahit oldum. Ruhlarını nasıl teslim ettiklerine şahit oldum. Tekbir getirerek, Kelime-i şahadet çekerek, ölüme yürüdüler...
 Yusufiye'de ...

YUSUFİYE’DE BİR SABAH NAMAZI

"Allahu Ekber .. Allahu Ekber ..." Müezzinin yanık sesiyle kainata salınan Ezan-ı Muhammedi. Yüzü soğuk, nemli, acının ve ıstırabın, çilelerin ve mahvolmuşluğun envai çeşitlerine şahit olmuş dört duvar, okunan ezanı yıllarca susuz kalıp çatlak çatlak olmuş toprağın.
 YalnızKurt

YalnızKurt

 Site İzlenimi
su ana kadar
167466
sayfa izlenimi aldik.

© 2003 - 2009 YalnızKurt Yayın Grubu
E-Posta Adresi: yalnizkurt@yalniz-kurt.com Tüm Hakları Yüce Türk Milletine Aittir


Gösterilme süresi 0.055 saniyede, 19 kota