Hosgeldiniz: Kara Eylül
 Başbuğ'dan ....

Başbuğ'dan ....

Anasayfa
Başbuğun Hayati
Kimler Düşmandı
Şehitler Alayı
Şehitler Alayı 1
Gönül Seferberliği
İhtilal Başlıyor
12 Eylül
12 Eylül İtleri
MHP'ye Baskin
13 Nr. Bildiri
Başbuğ .....
12 Eylül Davasi
12 Eylül Savuması
 Selam Darağacı

Selam Daragaci

Mustafa Pehlivanoğlu
Cengiz Baktemur
Ali Bülent Orkan
Fikri Arıkan
Cevdet Karakaş
Ahmet Kerse
Halil Esendağ
Selçuk Duracık
İsmet Şahin
 12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği
Kara Eylül
Eylül'de Vurdular
Mazlumlarin Zaferi
Harbiye ...
Kara Eylül'ün...
Konseyin Emri..
Şehitlerimizin ...
Mamak ...
Başeğmediler
 Ağla Anam....

Ağla Anam....

Evet diyoruz... Suçluyuz, biz, suçluyuz. Dikilmeseydik. Karşı durmasaydık ülkemize yönelen belaların karşısında, izin verseydik düşman oyunlarının oynanmasına, hiç suçumuz olur muydu ?...
 Yaşanan Gün

Yaşanan Gün

Hava soğuk üşüyorum.. Anam daha ziyaretime gelmedi. Giyecek kışlık bir şeyim Yok. “Havalandırma”ya çıkarıldığımız o yirmi dakikalar beni mahvediyor ...
 Şehitler Ölmez

ŞEHİTLER ÖLMEZ

O şehitler ki; gonca iken açtılar, “din ü devlet mülk ü millet” için kanatlanıp ötelere uçtular, vatan için serden geçtiler, şahâdet muştusunu gül şerbeti yudumlar gibi kana kana içtiler ...
 Son Başbuğ

Son Başbuğ

 Bilgi
su an sitede, 8 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Dokuz Işik

Samsun'luydu 25 yaşında olup, ailece Ankara'nın Etlik Aşağı eğlence semtinde oturuyordu. İncirli lisesi gece bölümü öğrencisiydi.

1980 öncesinde meydana gelen bazı olaylar sebebiyle yargılandığı 12 Eylül Mahkemelerinde idam cezasına çarptırıldı.

Mamak Askeri Cezaevi'ndeki ölüm hücresinden sabaha karşı alınarak götürüldüğü Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nin infaz bahçesinde asılarak şehit edildi.

Cenazesi Ankara Karşıyaka Askeri Mezarlığına defnedildi.

Mamak Askeri Cezaevi dehşet günlerini yaşıyordu... Komonist örgütlerin kılını bile kıpırdatamadığı bu şiddet ortamında Ülkücüler ferdi çıkışlarıyla destanlara konu olacak kutlu bir direniş ortamındaydılar... Bunun en estetik örneğini Ali Bülent Orkan göstermişti...

İdam cezası alanlar A blok Tecrit 2 Ön de bulunan 35 ve 36 numaralı hücrelere kapatılırdı ve bir kaç gün sonra da infaz... İşte 1 numaralı hücrede kaldığım bu günlerde tanıdım o nu...

Bahçeye çıkarken onun 35 numaralı ölüm hücresinin önünden geçerdik ve gözlerimizle konuşurduk... Aramızda müthiş bir dayanışma ve olağanüstü bir haberleşme örgüsü vardı...

Şer örgütlerinin azılı tetikçileri idarenin baskısına boyun bükmüş yedek gardiyanlık yaparken , Ali Bülent Orkan gibi kardeşlerimiz direnişin sembolü olmuştu... Rütbesiz Er'lere "Komutanım" diye hitap etmek mecbur ve aksi durum , ağır cezayı müeyyidelere gerekçe idi... Fakat benim Kardeşim Orkan ;

-Hey asker ağa bir baksana , diye kapıda ki Yüzbaşı'ya seslenerek , mitolojik bir çıkış yapıyor ve günlük sakal tıraşının mecbur olduğu o işkence günlerinde bir haftalık sakalı ile , üç adım hücre voltası atarak , havalı havalı yürüyordu... O sanki idam mahkumu değilde , ilahi bir celsenin hakimiydi...

Ali Bülent Orkan , 13 Ağustos 1982 Cuma günü sabaha karşı Ankara Ulucanlar cezaevi'nde asılarak şehit edildi... Mübarek bedeni Ankara Karşıyaka Asri mezarlığı’na defnedildi...

Ruhu şad makamı cennet ...

Yusuf Ziya ARPACIK

"ŞEHİDLERİN YOLCULUKLARINA  TANIK OLANLARA MUTİ OLUN-DİNLEYİN!"

Beklediği an geldi, çattı, içi içine sığmıyor. Ahiret yurdunun merakı ve sırrı onu heyecana boğmuştur... Merkez Kapalı Cezaevi'nin avlusunda yanan ampullerin şavkı bet ve nurdan nasipsiz... Bir adım ötesine ışık uzatmaktan aciz ampuller...

Uzun boy, geniş omuzlar, esmer ten, mutedil bir kalp.-

Yürüyor silahlar arasında...

Dünü düşünüyor., dünün mutlu, mutsuz anlarını, vakalarını, insanlarını...

Bu mapus damında nice müslümanlar çile doldurdular. Ve nice iman sahipleri inançları yüzünden urganda sallandılar... iskilipli Atıf Hocalar, Maşallahlar, imamlar, Memetler, Memetler... illâ da Memetler

Karanlık bir oda. Bir köşesine büzülmüş, ayakları karnına çekilmiş, nefes almakta güçlük çekiyor. Harap bir hane. Ev atadan yadigar. Duvarlarda, tavanlarda, halılarda kan var, şehidlerin kanı. Öyle hoppadan omuz vermedi bugünlere bu yapı. Ne simalar, ne rüzgarlar, ne yağmurlar, dolular gördü...

Evin dört yanı çevrilmiş. Yılanlar, çıyanlar, sıçanlar sıra sıra...

Bu zararlı mahlukatı izale etmek gerek. Aksi takdirde ev evlikten çıkacak, içindekiler kılık değiştirecek, hayvanlaşacaklar...

Kafası bulutların orta yerinde günlerce düşündü, aklı, görünüyordu...

Önünde, arkasında, yanında, yönünde zıplayan, çağıran, zehir akıtan mahlukatı göre göre tefekkür kapısında gözyaşları döktü.

Sonra da vardı bir karara: Teslim olmayacak, savaşacaktı...

Geçerli silahlarla ölüm dirim savaşma girdi. Vurdu, vuruldu, düştü, kalktı, süründü...

Netice:

"Hayvanları Besleyenler Derneği" onu suçlu ilan etti.

Sandalyelere kurulu, kurul toplandı. Sonunda karar "saptandı."

HANÇER SAPLANACAKTI MAZLUMUN KALBİNE!

Kan aktı. Kanı hayvanatlar şarap sanıp kadehlere doldurdular ve şerefe kadeh kaldırdılar...

- Son bir arzun? Görevli soruyor.

O gülüyor, gözleri sonbaharın ilk turfandası olan üzüm tanesinin berraklığı ve parlaklığında...

Görevli kızdı:

- Arzunu sordum, sen gülüyorsun! Cevabı:

- Beni öldü bileceklere gülüyorum. Temizim, pakım, Allah'ıma kavuşuyorum. Daha ne isteyeceğim? Hazırım ben.

Son sözün de mi yok? Yani annene, babana ve... Kafası dik, göğsü çıkık, ağzı yarım açık:

- Vazifemizi yaptığımıza inanıyoruz. Ülkücünün kadir ve kıymeti ve ülkücünün nişanı pek yakındır Bu hakikati bütün insanlığa duyurunuz. İstediğim bu!

Bütün kafaların içinde dumanı kovuyor. Böylesi laflar da neyin sesi? Ölüme giden bir insan bu kadar metin, bu kadar serbest olabilir mi? Bu insana bu kuvveti veren kimdir, nerdedir?

Kafalardaki sual bu!

Karar yüzüne karşı okundu. Emir verildi:

- Girin kollarına!

Aniden geri döndü. Kızgın bir yüzü, çakmak çakmak gözleri ...

- Lüzum yoktur. Düğünüme gidecek kadar güçlüyüm, kuvvetliyim.

Durmuş kalpler, kar yağıyor lapa lapa. Rüzgarın uğultusu keşfi güç nağmeler türetti.

Korkunun yerini merak ve şaşkınlık almış. Kalplerde tekdir duygusu...

Allah'ın ayeti her yerde: "Allah yolunda ölenlere cennet vaadedilmiştir..."

Ağlayanlar var. Yüzünü başka yönlere çevirenler var. Kalpleri kütük kütük yananlar var. Vakarlı duruşu ile onlara haykırıyor, Ali Bülent:

AĞLAMAYIN, BEN YENİDEN DOĞUYORUM!

Bu denli soğukkanlılık, bu denli itidal ve cesaret görülmüş şey değil.

Boynunda ip, ağzında imanı tasdik:

"EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RASULULLAH"

Bir yıldız kaydı gökyüzünden, diğer yıldızlar titreşimde. Gökyüzünde bir tek parça bulut dahi yok. Lakin gökyüzü gürül gürül gürüldemekte. Ayın peçesi açılmış, ay kızgın!

Ağladı yıldızlar, sızladı ay!

Raporu tanzim eden eller titriyor, bir yıldızın, kayan bir şehidin cesaretinden...

Korkmuşlar.

Hikmeti istikbalde.

Gözlerinizi ileriye dikin. Şayet gözler yaşarmamışsa, derim ki, herkes akıttığı yaşların diyetini ödesin!

Ödemeli!

Başka bir yol yok. Felaha kavuşmanın yolu BİR Kurtuluş BİR de...

Naaşı, maaşlı ellerde. Onlar bile korkuyorlar... Toprağa değil, ahiret yurduna göçtü Ali Bülent...

 

 12 Eylül Savunması

BAŞBUĞ'UN 12 EYLÜL SAVUNMASI

 Adalet Nerede ?..

ADALET NEREDE ?....

Bizler Vatan Hainliği Yapmadik.kahrolsun Türkiye Demedik. hak Bildiğimiz Yolda Samimiyetle Mücadele Ettik. Hem Vatanimizi Hem De Bütün Dünyayi Komünizm Denilen Büyük Bir Illetten Kurtardik.
 Gelinlik ...

GELİNLİK .....

İzmir Buca Cezaevine getirildim.Yol boyunca tam bir ölüm mahkumu muamelesi görmüş, dünyaya bir veda psikolojisi ile bakmıştım... İçimde bir his "bu güneşi, bu ağaçları, bu dünyayı bir daha göremeyeceksin" diyordu ...
 14 Temmuz 1987

BİR HÜSEYİN GÖMDÜK TOPRAĞA…

O günlerden bir yiğidi anlatacağız. Hüseyin Kurumahmutoğlu adı. Yüreğinde ülkü sevdası İlayi Kelimetullaha adanan bir ömürdür Kurumahmutoğlu. Zindanlarda yeşeren ülkü gülüdür Kurumahmutoğlu.
 Onlar....

ONLAR....

Onlar; Allah’tan başkasına minnet etmediler... Eylül’deki hüznü, çileyi, yalnızlığı ve ihaneti yaşadılar, fakat inançlarını ve ideallerini kat’iyyen inkâr etmediler... Onlar, “Kevser akan, “Gül” kokan” kahramanlardı...
 Hak'ka Yürüdüler

İDAM SEHBALARINDAN HAK'KA YÜRÜDÜLER

Ne mutlu onlara. Allah’ın izniyle onlar şehittir.. Her hareketlerine şahit oldum. Ruhlarını nasıl teslim ettiklerine şahit oldum. Tekbir getirerek, Kelime-i şahadet çekerek, ölüme yürüdüler...
 Yusufiye'de ...

YUSUFİYE’DE BİR SABAH NAMAZI

"Allahu Ekber .. Allahu Ekber ..." Müezzinin yanık sesiyle kainata salınan Ezan-ı Muhammedi. Yüzü soğuk, nemli, acının ve ıstırabın, çilelerin ve mahvolmuşluğun envai çeşitlerine şahit olmuş dört duvar, okunan ezanı yıllarca susuz kalıp çatlak çatlak olmuş toprağın.
 YalnızKurt

YalnızKurt

 Site İzlenimi
su ana kadar
167458
sayfa izlenimi aldik.

© 2003 - 2009 YalnızKurt Yayın Grubu
E-Posta Adresi: yalnizkurt@yalniz-kurt.com Tüm Hakları Yüce Türk Milletine Aittir


Gösterilme süresi 0.057 saniyede, 19 kota