Hosgeldiniz: Kara Eylül
 Başbuğ'dan ....

Başbuğ'dan ....

Anasayfa
Başbuğun Hayati
Kimler Düşmandı
Şehitler Alayı
Şehitler Alayı 1
Gönül Seferberliği
İhtilal Başlıyor
12 Eylül
12 Eylül İtleri
MHP'ye Baskin
13 Nr. Bildiri
Başbuğ .....
12 Eylül Davasi
12 Eylül Savuması
 Selam Darağacı

Selam Daragaci

Mustafa Pehlivanoğlu
Cengiz Baktemur
Ali Bülent Orkan
Fikri Arıkan
Cevdet Karakaş
Ahmet Kerse
Halil Esendağ
Selçuk Duracık
İsmet Şahin
 12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği

12 Eylül Gerçeği
Kara Eylül
Eylül'de Vurdular
Mazlumlarin Zaferi
Harbiye ...
Kara Eylül'ün...
Konseyin Emri..
Şehitlerimizin ...
Mamak ...
Başeğmediler
 Ağla Anam....

Ağla Anam....

Evet diyoruz... Suçluyuz, biz, suçluyuz. Dikilmeseydik. Karşı durmasaydık ülkemize yönelen belaların karşısında, izin verseydik düşman oyunlarının oynanmasına, hiç suçumuz olur muydu ?...
 Yaşanan Gün

Yaşanan Gün

Hava soğuk üşüyorum.. Anam daha ziyaretime gelmedi. Giyecek kışlık bir şeyim Yok. “Havalandırma”ya çıkarıldığımız o yirmi dakikalar beni mahvediyor ...
 Şehitler Ölmez

ŞEHİTLER ÖLMEZ

O şehitler ki; gonca iken açtılar, “din ü devlet mülk ü millet” için kanatlanıp ötelere uçtular, vatan için serden geçtiler, şahâdet muştusunu gül şerbeti yudumlar gibi kana kana içtiler ...
 Son Başbuğ

Son Başbuğ

 Bilgi
su an sitede, 7 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Dokuz Işik

Trabzon'da doğup, büyümüş.. Derken birtakım çekişmeler ve düşmanlıklar baş göstermiş...  Çareyi İstanbul'a gelmekte bulmuşlar. İstanbul gibi bir yerde hayvancılık başlıca geçimleri. Yedi çocuk babasıdır.

Kardeşini de yanına almış, hayatla helal bir lokma yutmak için çırpınmaktadır. Kaçıp kurtulduğunu sandığı bela burnunun dibinde bitmiştir... Adım adım takip etmektedir.

Onun için oyun ve desisenin bin bir türlüsünü icraata sokan şer güçleri onları gafil avlamıştır. Polis ve sıkıyönetime bir ihbar gitmiştir

Şu semtte, şu caddede, şu no'lu evde Dev-Sol militanları barınmaktadır. Bu ev hücre evi olarak kullanılmaktadır. Yetkililerin bilgilerine sunulur!

Dedik ya düşmanın desiseleri ve riya çapındaki oyunları durmak bilmez.

Adı geçen ev ismet Şahin'e aittir. Ev polis ve asker kordonu altına alınmıştır. Derken hiç hesapta olmayan bir çatışma! Kim sıktı, ne diye sıktı? Bilinmez. Sonradan ismet, hadisede tek kurşun bile sıkmadığını her yerde gözü yaşlı anlatacaktır.

Bir asker ölmüştür. Fail de ismet Şahin'dir.

Selimiye Cezaevî'nde hücrenin birinde vicdan sancıları içinde kıvranmaktadır. işlemediği bir suçlan Ötürü cezaevindedir. Üstelik rüyasında görse çekemeyeceği bir insan öldürmüştür.

Hep kendi kendine konuşur durur. Durmadan Allah'a niyaz...

"Yarab sen de bilirsin ki, ben bu hadisenin içinde değilim. Ben Türk askerini vurmam. Hem ne diye vurayım? O benim kardeşimdi, o benim insanımdır. Nasıl olur da ben böyle bir vakanın içine düştüm?

Nasıl olur. Günlerce tefekkür ve iç hesaplaşma... İnim inim inliyor hücrede. Onu azıcık rahatlatan Kur'an tilavetidir... Başka bir davadan daha yargılanmaktadır, iki davadan da hakkında idam talebi bulunmaktadır.
Söylediği şu söz onun azap derecesini gösterir:

"Asılacaksam diğer hadiseden dolayı asılayım. Yoksa alakam olmayan bir Türk askerini vurmaktan ötürü idam olunmak istemem..."

Ne yazık ki, vicdanına kimseler kulak vermemiştir. Selimiye Cezaevi'nden Maltepe Cezaevi'ne nakledilir. Marksist düşüncenin naylon askerlerinden illallah etmiştir. Nefreti büyüktür.

Gönüldaşlarının kapısında şöyle yalvarır:

- Ne olur beni onların içine itmeyin. Ben ölürüm. Ben inanmayan insanlarla yapamam. Ben suçsuzum, Vallahi askeri ben öldürmedim. Kucak açın bana!

Alıyorlar koğuşa.

Arkadaşlarının tereddütü şundandır:

Asker katili olarak lanse edilmiş birine kapı açmak yanlış olur. Ona ilgi göstermek doğru değildir. Hep namaz, hep niyaz...

Maltepe Cezaevi'nde geçen bir hadiseyi nakletmek istiyorum.

Yedi çocuk babasıdır. Görüş günüdür. En küçük çocuğu kapıda duran rütbeliye uzun süre bakar. Daha çocuktur o. Sonra karar verir. Elindeki elli lirayı rütbeliye uzatarak: Küçük çocuğun bu hareketine tanık olan herkes sadece güler. Hem de kahkahalarla.

Çocuktaki büyük bir sevgi ve baba hasretini akıllarına bile getirmeden gülerler. Karınlarını oynata oynata... Cumhuriyette, Mustafa Ekmekçi onun Selimiye'deki halini birkaç satırla anlatır. Selimiye Cezaevi'ne girip çıkan bir yazar çizerin gözlemlerine tercümanlık eder. Mustafa Ekmekçi. "İsmet daim Kur'anla hasbihalde..."

İdam alır, idam cezası onaylanır, dosyaya son mühür de vurulur. Bir gece Paşakapısı Cezaevi'ne götürülür ve cezası infaz edilir. Şahitlerin ifadesine göre teslimiyet ve tam bir iman gücü ile son yolculuğa çıkmıştır. Son anlarında dahi, bir askeri vurmuş olma iddiası ile idam edilmesini büyük bir acı içinde yaşamıştır.

Devamlı tekrarladığı bir söz vardır:

"Allah şahidimdir ki, ben asker öldürmedim." Allah rahmet eylesin (Amin).

Şehidler ölmez. Onlar her an bizimledirler. Her biri ardından destanlara sığmaz akıl çemberini kıran alametler bırakan bu insanlar şehidler zincirinin sadece dokuz halkasını teşkil eder.

12 Eylül'den önce ve sonra, sadece Allah rızasını kazanmak için çabalayan ülkü sahibi insanların katledilmeleri, onlara şehidlik payesini kazandırmıştır.

Ne mutlu onlara ki, gülerek, sevinerek ölüme gitmişlerdir.

Onlar gibi olabilmek, zor çok zor!
Şehid olmak her kişiye nasip değil...
Allah'ın rahmeti onların üzerine olsun (Amin)

 

 12 Eylül Savunması

BAŞBUĞ'UN 12 EYLÜL SAVUNMASI

 Adalet Nerede ?..

ADALET NEREDE ?....

Bizler Vatan Hainliği Yapmadik.kahrolsun Türkiye Demedik. hak Bildiğimiz Yolda Samimiyetle Mücadele Ettik. Hem Vatanimizi Hem De Bütün Dünyayi Komünizm Denilen Büyük Bir Illetten Kurtardik.
 Gelinlik ...

GELİNLİK .....

İzmir Buca Cezaevine getirildim.Yol boyunca tam bir ölüm mahkumu muamelesi görmüş, dünyaya bir veda psikolojisi ile bakmıştım... İçimde bir his "bu güneşi, bu ağaçları, bu dünyayı bir daha göremeyeceksin" diyordu ...
 14 Temmuz 1987

BİR HÜSEYİN GÖMDÜK TOPRAĞA…

O günlerden bir yiğidi anlatacağız. Hüseyin Kurumahmutoğlu adı. Yüreğinde ülkü sevdası İlayi Kelimetullaha adanan bir ömürdür Kurumahmutoğlu. Zindanlarda yeşeren ülkü gülüdür Kurumahmutoğlu.
 Onlar....

ONLAR....

Onlar; Allah’tan başkasına minnet etmediler... Eylül’deki hüznü, çileyi, yalnızlığı ve ihaneti yaşadılar, fakat inançlarını ve ideallerini kat’iyyen inkâr etmediler... Onlar, “Kevser akan, “Gül” kokan” kahramanlardı...
 Hak'ka Yürüdüler

İDAM SEHBALARINDAN HAK'KA YÜRÜDÜLER

Ne mutlu onlara. Allah’ın izniyle onlar şehittir.. Her hareketlerine şahit oldum. Ruhlarını nasıl teslim ettiklerine şahit oldum. Tekbir getirerek, Kelime-i şahadet çekerek, ölüme yürüdüler...
 Yusufiye'de ...

YUSUFİYE’DE BİR SABAH NAMAZI

"Allahu Ekber .. Allahu Ekber ..." Müezzinin yanık sesiyle kainata salınan Ezan-ı Muhammedi. Yüzü soğuk, nemli, acının ve ıstırabın, çilelerin ve mahvolmuşluğun envai çeşitlerine şahit olmuş dört duvar, okunan ezanı yıllarca susuz kalıp çatlak çatlak olmuş toprağın.
 YalnızKurt

YalnızKurt

 Site İzlenimi
su ana kadar
167484
sayfa izlenimi aldik.

© 2003 - 2009 YalnızKurt Yayın Grubu
E-Posta Adresi: yalnizkurt@yalniz-kurt.com Tüm Hakları Yüce Türk Milletine Aittir


Gösterilme süresi 0.071 saniyede, 19 kota